Avrupa’da motorin fiyatlarının Amerika Birleşik Devletleri’ne kıyasla gözle görülür derecede yüksek olmasının arkasında karmaşık bir ekonomik denklem yatıyor. Kıtadaki rafineri kapasitesinin dizel üretimine daha az odaklanması, sanayi ve tarım sektöründen gelen artan talep, Rusya’ya uygulanan yaptırımların tedarik zincirlerinde yarattığı dönüşüm ve ABD’ye göre çok daha yüksek vergi oranları, Avrupalı tüketicilerin ve işletmelerin depoyu doldururken neden daha fazla ödediğini açıklayan temel faktörler arasında yer alıyor.
Bu fiyat farkı oldukça çarpıcıdır: Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde motorinin ortalama galon fiyatı yaklaşık 1,60 dolar civarındayken, Avrupa’da litre başına 2,00 ila 2,30 dolar veya daha yüksek fiyatlarla karşılaşmak mümkün. Bu durum, hem bireysel araç sahiplerini hem de lojistikten tarıma kadar birçok sektörü doğrudan etkileyen önemli bir maliyet kalemini oluşturuyor.
Rafineri Kapasitesi ve Üretim Farklılıkları
Avrupa ve ABD arasındaki dizel fiyat farkının temel nedenlerinden biri, rafinerilerin üretim önceliklerindeki farklılıklardır. Tarihsel olarak, Avrupa rafinerileri daha çok benzin üretimine odaklanmıştır. Bu, kısmen geçmişteki pazar talepleri ve ulaşım alışkanlıklarıyla şekillenmiştir. Buna karşılık, ABD rafinerileri dizel üretimi konusunda daha optimize durumdadır. Bu yapısal fark, Avrupa’nın kendi iç dizel ihtiyacını karşılama kapasitesini kısıtlamakta ve ithalata olan bağımlılığını artırmaktadır.
Artan Talep ve Enerji Krizi Etkisi
Avrupa’da dizel talebi, özellikle son dönemde çeşitli faktörlerin etkisiyle önemli ölçüde yükselmiştir:
- Sanayi ve Ulaştırma: Kamyon taşımacılığı, inşaat ve ağır sanayi gibi sektörlerde dizel yakıt kritik öneme sahiptir. Avrupa’nın güçlü sanayi tabanı, yüksek ve istikrarlı bir dizel talebi yaratır.
- Tarım Sektörü: Tarım makinelerinin büyük çoğunluğu dizel ile çalışır. Kıtadaki geniş tarım alanları, sezonluk olarak dizel tüketiminde ciddi artışlara yol açar.
- Enerji Krizi Dönüşümü: Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası yükselen doğalgaz fiyatları ve tedarik belirsizlikleri, bazı Avrupa ülkelerini ısıtma ve enerji üretimi için doğalgaz yerine fuel oil veya dizel gibi alternatif yakıtlara yöneltti. Bu durum, dizel talebini beklenenden daha fazla artırarak fiyatlar üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturdu.
Rusya Yaptırımları ve Tedarik Zinciri Değişiklikleri
Rusya, Avrupa’nın önemli bir ham petrol ve dizel yakıt tedarikçisiydi. Rusya’ya uygulanan yaptırımlar sonrası Avrupa’nın bu kaynaktan mahrum kalması, tedarik zincirlerini kökten değiştirdi. Avrupa artık dizel ihtiyacını Orta Doğu, Hindistan ve hatta ABD gibi daha uzak coğrafyalardan karşılamak zorunda kalmaktadır. Bu durum beraberinde:
- Daha Uzun Deniz Yolları: Yeni tedarikçilerden yakıt getirmek, nakliye maliyetlerini ve sigorta primlerini artırmaktadır.
- Artan Lojistik Maliyetleri: Gemi taşımacılığı sürelerinin uzaması ve güzergah değişiklikleri, nihai ürün fiyatına yansıyan ek masraflar yaratmaktadır.
Vergilendirme Politikalarının Rolü
Dizel fiyatlarındaki bölgesel farkın en belirgin nedenlerinden biri de vergilendirme politikalarıdır. Avrupa ülkeleri, yakıtlar üzerinde ABD’ye kıyasla çok daha yüksek oranlarda dolaylı vergiler (ÖTV, KDV vb.) uygulamaktadır. Bu vergiler, yakıtın perakende satış fiyatının önemli bir bölümünü oluşturur. Çevre politikaları ve gelir elde etme amacıyla uygulanan bu yüksek vergiler, dizel fiyatlarının Avrupa’da tavan yapmasının ana nedenlerinden biridir.
Avrupa’da Depo Doldurmak Neden Daha Pahalı?
Avrupa’da depo doldurmak, rafineri kapasitesi eksikliği, artan talep, Rusya yaptırımlarının yarattığı tedarik zinciri dönüşümleri ve ABD’ye kıyasla uygulanan çok daha yüksek vergilendirme politikaları gibi bir dizi karmaşık faktörün birleşimi nedeniyle daha pahalıdır.
