Galaksinin yaratıcısı ve Star Wars evreninin babası George Lucas, 2012 yılında Lucasfilm’i ve dolayısıyla tüm Star Wars haklarını Walt Disney Company’ye 4 milyar dolarlık devasa bir bedelle satmasıyla gündeme bomba gibi düşmüştü. Bu satışın üzerinden yıllar geçmesine rağmen, akıllardaki temel soru hep aynı kaldı: Lucas, bu karardan gerçekten pişman mı?
Lucas’ın açıklamaları ve sektörden gelen bilgiler ışığında kesin bir pişmanlıktan ziyade, derin bir burukluk ve yaratıcı kontrol kaybı hissi taşıdığı ortaya çıkıyor. Finansal olarak şüphesiz kârlı bir anlaşma olsa da, kendi eserinin geleceği üzerindeki yetkisini kaybetmesi, “çocuklarını başkalarına emanet etme” benzetmesiyle ifade ettiği bir duruma yol açtı. Bu durum, Lucas’ın kendi taslaklarını rafa kaldıran Disney’in, devam filmleriyle farklı bir yola girmesiyle daha da belirginleşti.
Galaksiyi Satan Adam ve Büyük Anlaşma
George Lucas, 2012 yılının Ekim ayında, Star Wars markasını ve kendi kurduğu Lucasfilm’i Disney’e satarak sinema dünyasında deprem etkisi yaratmıştı. Bu anlaşma, serinin hayranları için hem yeni bir dönemin başlangıcı hem de belirsizliklerin habercisiydi. Lucas, bu süreçte yaptığı açıklamalarda, bir noktada “Star Wars’u zaten bir fona satmıştım” diyerek seriye olan sahiplik hissinin tamamen bir iş olmaktan ibaret olmadığını, daha çok bir miras ve yaratım süreci olduğunu ima etmişti.
Aslında Lucas, 2008 yılından itibaren yeni Star Wars üçlemesi (Episode VII, VIII, IX) için çalışmalara başlamıştı. Hatta Episode VII için bir yazar ile görüşmüş ve filmlerin ana hatlarını kendi vizyonuna göre çizmeye başlamıştı. Ancak Disney ile yapılan anlaşma, bu planların tamamen rafa kalkmasına neden oldu.
Lucas’ın Vizyonu vs. Disney’in Yolu
George Lucas’ın yeni üçleme için geliştirdiği fikirler, Disney’in nihai ürünlerinden oldukça farklıydı. Lucas’ın vizyonu, Güç’ün “mikrobiyotik dünya” olarak adlandırdığı, yani midikloriyanların ve Güç’ün gerçek doğasının daha derinlemesine incelendiği bir evrene odaklanıyordu. Hikaye, daha çok orijinal karakterlerin çocukları veya tamamen yeni bir neslin Güç’ü keşfetmesi etrafında dönecekti. Lucas, Jedi Tapınağı’nın temellerini ve Güç’ün kökenlerini araştıran karmaşık bir mitolojiye sahip olmayı hayal ediyordu.
Disney ise, Lucas’ın bu senaryo taslaklarını göz ardı etmeyi tercih etti. Stüdyo, hayranların özlemini çektiği orijinal üçlemenin ana karakterleri Luke Skywalker, Prenses Leia ve Han Solo’yu merkeze alan, daha bilindik ve nostaljik bir yaklaşımla hikayeyi yeniden şekillendirdi. Bu karar, Lucas’ın eserini devrettiği şirketin, kendi yaratıcılık yönelimini benimsememesi anlamına geliyordu.
Yaratıcı Ayrılık ve Ticari Başarı
- George Lucas’ın Yorumları: Lucas, Disney’in filmlerini “retro” olarak tanımlamış, kendi fikirlerinin kullanılmadığı için hayal kırıklığını dile getirmişti. Hatta bir röportajında Disney’i “beyaz köle tacirleri”ne benzetmesi, daha sonra bu yorum için özür dilemesine rağmen, hissettiği duygusal mesafeyi ortaya koyuyordu. O, Star Wars’u “çocukları” olarak görüyordu ve çocuklarının büyüdüğünde kendi kararlarını vermesi gibi, evrenin de kendi yolunu çizmesini kabullenmek zorundaydı.
- Disney’in Başarısı: Disney’in çıkardığı devam filmleri ve spin-off’lar, gişe açısından büyük başarılar elde etti. Özellikle Star Wars: Güç Uyanıyor, tüm zamanların en çok gişe yapan filmlerinden biri oldu. Ticari başarı, Lucas’ın vizyonundan uzaklaşılmasına rağmen markanın popülaritesini sürdürdüğünü gösterdi. Ancak bu durum, bazı hayranlar ve bizzat Lucas için yaratıcı bütünlük konusunda soru işaretleri doğurdu.
Lucas’ın hisleri, bir eserin yaratıcısının, o eserin artık kendisinin kontrolünde olmamasıyla ortaya çıkan karmaşık duygusal tepkinin bir örneği. Finansal açıdan pişmanlık duyması için hiçbir sebep olmasa da, kendi “çocuğunun” farklı bir ebeveynlik anlayışıyla yetiştirilmesi onu derinden etkilemiş durumda.
George Lucas Star Wars’u Sattığına Pişman Mı?
George Lucas, Lucasfilm’i ve Star Wars haklarını Disney’e 4 milyar dolara sattığı için finansal olarak pişman değildir. Ancak, kendi yarattığı evrenin kontrolünü kaybetmesi ve yeni üçleme için geliştirdiği hikaye fikirlerinin Disney tarafından kullanılmaması nedeniyle derin bir duygusal burukluk ve yaratıcı kontrol kaybı hissi taşımaktadır. Bu, bir “pişmanlık”tan ziyade, kendi eserinin geleceği üzerindeki yetkisini kaybetmenin getirdiği bir üzüntü ve hayal kırıklığıdır.