Berlin Devlet Kütüphanesi raflarından çıkan mütevazı bir kitap, antik Petra şehrinin Batı dünyası tarafından “keşfediliş” tarihini yaklaşık bir asır geriye çekti. İsrail Eski Eserler Kurumu (IAA) Hırsızlığı Önleme Birimi’nden Dr. Eitan Klein’ın tesadüfi denebilecek ancak titiz araştırmaları sonucu yaptığı bu olağanüstü keşif, 1716 yılında Petra’yı ziyaret etmiş bir Alman din adamının bugüne kadar bilinmeyen notlarını gün yüzüne çıkardı.
Bu buluş, tarihi kayıtlara göre Petra’yı 1812’de keşfeden İsviçreli gezgin Johann Ludwig Burckhardt’ın ünvanını korusa da, Batılı bir gözlemcinin şehre ilk dokunuşunun çok daha erken bir tarihte gerçekleştiğini net bir şekilde ortaya koydu. Dr. Klein’ın Robert Wood’un 1753 tarihli The Antiquities of Palmyra adlı eserinin içinde gizlenmiş bulduğu mektuplar ve harita, tarihin yeniden yazılmasına neden oldu.
Gizli Klasörden Çıkan Mektuplar ve Harita
Dr. Eitan Klein, uzun süredir Burckhardt’tan önce Petra’yı ziyaret etmiş Batılı gezginler üzerine araştırmalar yapıyordu. Bu araştırmaları sırasında, 19. yüzyıldan kalma pek bilinmeyen bir Alman bilim dergisinde, Johann Diederich Hinsch adında bir Protestan din adamının 1716’da Petra’yı ziyaret ettiğine dair kısa bir referansa rastladı. Bu ipucunu takip eden Klein, Hinsch’in bahsettiği belgeleri bulma umuduyla Berlin Devlet Kütüphanesi’nin arşivlerine yöneldi.
Klein’ın arayışı, beklentilerini aşan bir sürprizle sonuçlandı. Kütüphanedeki kataloglarda Hinsch’e ait bir eser bulamayınca, araştırmacı Robert Wood’un antik kentleri konu alan kitabına yöneldi. İşte tam da burada, kitabın ciltli kapağının içine ustaca gizlenmiş, içerisinde mektuplar ve bir harita bulunan bir klasör keşfetti. Bu klasördeki belgeler, yüzyıllardır kayıp olan bir hikayeyi anlatıyordu.
Johann Diederich Hinsch’in 1716 Yılındaki Gizli Yolculuğu
Klasörden çıkan mektuplar, 1716 yılında Ortadoğu’da misyonerlik faaliyeti yürütmüş olan Rev. Johann Diederich Hinsch tarafından kaleme alınmıştı. Hinsch, mektuplarında Petra’ya yaptığı gizli bir ziyareti ayrıntılarıyla anlatıyordu. O dönemde bölgeye girmek son derece tehlikeli olduğundan, Hinsch’in bu yolculuğu büyük bir cesaret gerektiriyordu.
Mektuplarında, Hinsch gördüğü antik tapınakları, anıtsal mezarları ve özellikle Batı dünyasının “Hazne” olarak bildiği ve şehrin sembolü haline gelen yapıyı detaylı bir şekilde tarif ediyordu. Yanı sıra, elle çizdiği bir harita, Petra’ya giden rotaları ve çevredeki diğer önemli arkeolojik alanları işaret ediyordu. Bu belgeler, Petra’nın Batılı bir gözlemci tarafından tasvir edildiği bilinen en eski ve en detaylı kayıtlardı.
Tarihin Yeniden Yazılması ve Sikkenin Sırrı
Bu keşfin en çarpıcı sonuçlarından biri, Petra’nın Batı dünyasına ilk “tanıtılış” tarihinin 96 yıl geriye çekilmesi oldu. Bugüne kadar genel kabul gören bilgi, İsviçreli kaşif Johann Ludwig Burckhardt’ın 1812’de bölgeyi ziyaret ederek şehri dünyaya duyurduğuydu. Hinsch’in mektupları, Burckhardt’ın ziyaretinden çok önce, Batılı bir gözlemcinin bu kadim kentin ihtişamına tanıklık ettiğini kanıtlıyor.
Hinsch’in belgeleri aynı zamanda başka bir gizemi de çözdü: 2017 yılında Sotheby’s Müzayede Evi tarafından 490 bin dolara satılan, üzerinde “Petra Metropolis” yazan nadir bir antik sikke. Bu sikkenin gerçekliği ve kaynağı hakkında uzun süredir tartışmalar vardı. Hinsch, mektuplarında bu sikkeye sahip olduğunu ve üzerinde yer alan “Petra Metropolis” yazısını bizzat kendi gözleriyle gördüğünü belirtiyordu. Bu detay, sikkenin otantikliğini ve Petra’nın antik çağlardaki önemini bir kez daha doğruladı.
Dr. Klein’ın bu şaşırtıcı keşfi, kütüphanelerin ve eski kitapların hala ne kadar büyük sırlara ev sahipliği yapabileceğini gösteren çarpıcı bir örnek teşkil ediyor. Tarihi araştırmaların ve detaylı incelemelerin, köklü bilgileri bile değiştirebilecek güçte olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
