Yaşadığımız yüzyılın insanlık için son yüzyıl olup olmadığı sorusu, bilimsel bir kesinlikle yanıtlanamasa da, yeni bir araştırma bu konuda kamuoyunun endişe verici düzeydeki algısını ortaya koydu. İngiltere’deki University College London ve Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, Britanya halkının önemli bir kısmının önümüzdeki 100 yıl içinde medeniyetin çöküşü veya insanlığın yok oluşu gibi küresel bir felaketin gerçekleşme ihtimalini yüzde 50 veya daha yüksek gördüğünü gözler önüne serdi. Bu bulgu, yaşadığımız yüzyılın son olup olmayacağına dair kesin bir kehanet sunmasa da, toplumun geleceğe yönelik derin kaygılarını ve risk algısını net bir şekilde yansıtıyor.
Araştırma, bu yüzyılın son olabileceği yönündeki doğrudan bir tahminden ziyade, kamuoyunun bu yöndeki güçlü inancını ve endişesini ölçmeyi amaçladı. Elde edilen veriler, geleceğe dair bu karamsar bakış açısının, olası felaketlere karşı hazırlık ve risk yönetimi tartışmalarının ne denli kritik olduğunu gösteriyor. İnsanlığın karşılaşabileceği küresel felaket risklerine dair algılar, University College London’dan Dr. Michael St. Jules ve Cambridge Üniversitesi’nden Dr. Andrew Snape liderliğindeki ekip tarafından titizlikle incelenerek, Humanities and Social Sciences Communications dergisinde yayımlandı.
Halkın Gelecek Algısı Mercek Altında
“Küresel Afet Riski Algısı 2020” anketinden alınan verilerle gerçekleştirilen bu çalışma, Birleşik Krallık’ta yaşayan 2.000 yetişkinin küresel risklere dair bakış açılarını detaylı bir şekilde analiz etti. Sonuçlar, toplumun gelecek kaygılarının boyutunu gözler önüne seriyor:
- Her 10 kişiden yaklaşık 1’i (yani yüzde 10’luk bir kesim), insanlığın önümüzdeki 100 yıl içinde yok olma ihtimalini yüzde 50 veya daha yüksek olarak değerlendiriyor.
- Yaklaşık her 4 kişiden 1’i (yani yüzde 24’lük bir kesim), medeniyetin önümüzdeki 100 yıl içinde çökme ihtimalinin yüzde 50 veya daha yüksek olduğunu düşünüyor.
- Kamuoyunun yaklaşık yüzde 40’ı ise, insanlığın yok oluşu veya medeniyetin çöküşü gibi küresel bir felaket riskinin önümüzdeki 100 yıl içinde yüzde 50 veya daha yüksek bir olasılıkla gerçekleşeceğine inanıyor.
Bu bulgular, dünya genelinde iklim değişikliği, salgın hastalıklar, nükleer savaş tehdidi, yapay zeka riskleri ve asteroit çarpması gibi potansiyel felaket senaryolarının giderek daha fazla tartışıldığı bir dönemde ortaya çıkmasıyla önem arz ediyor. Araştırma, bu risklerin bilimsel ve politik düzeyde ele alınmasının yanı sıra, halkın bu risklere dair algısının da iyi anlaşılması gerektiğini vurguluyor.
Araştırmanın Anlamı ve Uzman Görüşleri
Çalışmanın yazarlarından Dr. Michael St. Jules, elde edilen verilerin ne kadar karamsar görünse de, bunların geleceğe yönelik tartışmalar için bir başlangıç noktası teşkil ettiğini belirtiyor. St. Jules, “Halkın büyük bir kesiminin geleceğe dair bu denli yüksek bir felaket olasılığı öngörmesi, riskleri azaltma ve olası krizlere karşı hazırlıklı olma çabalarımızın ne kadar acil olduğunu gösteriyor. Bu algılar, siyasetçilerin ve karar vericilerin bu konulara daha fazla eğilmesini sağlamalıdır,” ifadelerini kullandı.
Dr. Andrew Snape ise, halkın küresel felaket algısını anlamanın, bilim insanları, politika yapıcılar ve karar vericiler için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Snape, “Eğer riskleri etkili bir şekilde iletmek ve insanları harekete geçirmek istiyorsak, onların ne düşündüğünü, neyden korktuğunu ve neye inandığını bilmemiz gerekiyor. Bu çalışma, bu bilgi boşluğunu doldurmaya yardımcı oluyor ve daha bilinçli risk yönetimi stratejileri geliştirmemize olanak tanıyor,” dedi.
Küresel Felaket Riski: Tanım ve Kapsam
Çalışmada “küresel felaket riski” kavramı, insan refahını dünya çapında ciddi şekilde zedeleyebilecek veya medeniyeti tamamen yok edebilecek olayları kapsayacak şekilde tanımlanmıştır. Bu tanım özellikle “uygarlığın çöküşü” (geniş çaplı sosyal ve ekonomik yıkım) ve “insanlığın yok oluşu” (tüm insan ırkının ortadan kalkması) gibi en uç senaryolara odaklanmaktadır.
Bu tür risklerin potansiyel kaynakları arasında:
- İklim değişikliğinin yıkıcı etkileri,
- Gelecekteki küresel pandemiler,
- Olası bir nükleer savaş,
- Kontrolden çıkan yapay zeka sistemleri,
- Gezegene çarpabilecek büyük asteroitler gibi tehditler yer almaktadır.
Araştırma, bu tür felaketlerin gerçekleşme olasılıklarına dair bilimsel modellerle birlikte, halkın bu olasılıklara nasıl baktığının da küresel risk yönetiminde önemli bir değişken olduğunu göstermektedir.
Yaşadığımız Yüzyıl Son Yüzyıl mı?
Bilimsel veriler, yaşadığımız yüzyılın insanlık için kesin olarak “son yüzyıl” olduğunu söylemek için yeterli değil. Ancak, İngiliz halkı arasında yapılan bu araştırma, toplumun önemli bir kesiminin önümüzdeki 100 yıl içinde medeniyetin çöküşü veya insanlığın yok oluşu gibi küresel bir felaketin gerçekleşme ihtimalini yüzde 50 veya daha yüksek gördüğünü net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu, doğrudan bir kehanet olmasa da, insanlığın geleceğine dair ciddi bir endişe ve yüksek bir risk algısı olduğunu gösteren çarpıcı bir bulgudur.

